27 Temmuz 2009

Hoş

Romanlardaki kadınlar ne kadar güzel, çirkin, kaba, şişman, namussuz, masum, odun gibi sıska, kart, iki yüzlü vb. iyi-kötü her türlü sıfatla tarif edilseler bile eninde sonunda hep "hoş"turlar.

Dostoyevski romanlarındaki fakir, bakımsız, kirli, üstünde bebek kusmuklarıyla dolaşan ve elleri kömürlü ev kadınları bile "hoş" tur, bir çekiciliği vardır ya da zengin, -20 derecede mem.eleri açıkta dolaşmaktan hastalıklı, ölü gibi beyaz, zayıf, makyajlı ama siliktirler ve hep "hoş"turlar. Rusça'daki bu kelimenin karşılığını merak ediyorum.

Yaşar Kemal'in romanlarındaki kaba saba, şişman, güneşten derisi kapkara olmuş, köylülerin çoğunun çirkin diye nitelediği köylü kızın bile kara gözlerindeki ışıltı güzeldir ve kız "hoş"tur.

İnci Aral'ın romanlarında zengin, koca parası yiyen ya da boşanmış ve hayatında bir boşluğa düşmüş kadınlar, zayıf, pörsümüş derili, boş kafalı kadınlar kadar genç, akıllı, kafası karışık, orospu olmaya meyilli, henüz saf ve fakir olduğundan bakımsız kalmış kızlar da çirkindir ama "hoş"tur.

Marquez'in romanlarındaki Güney Amerikalı on yüz bin milyon tane kadın, 30 çocuk doğurmuş olsalar bile, kocaları onları aldatsa bile, nemden eser olmayan yollarda topaklar halinde dönen çalılar kadar kurumuş olsalar bile "hoş"turlar.

Bu kadınlara karşı bir kibarlık olsun diye yazılmıyorsa belki de onları hoş kılan şey sadece kadın olmalarıdır. İnsan ne de olsa anlayamadığı şeylere* %50 "hoş" deme şansına sahip.


*Terminator'daki robot Cameron'ın dediği gibi "girls are complicated".
John
: When you talk to people, don't stand so close. (İnsanlarla konuşurken o kadar yakın durma - dibinde durup mal gibi gözünün içine baktığın için kız korktu demek istiyor-)
Cameron: I was assessing her threat level. (Onun tehdit seviyesini ölçüyordum)
John: Well? Am I safe? (Peki? Güvende miyim?)
Cameron: I don't know. Girls are complicated. (Bilmiyorum, kızlar zor/karmaşık).

26 Temmuz 2009

Bodrum

Bodrum Kalesi'nden



                                                          Unutulmayacak bir Yalıkavak sofrası,
                                                          başrolde balık çorbası, salata ve kalamar

18 Temmuz 2009

Zıtlar, benzerler...

Aşk teorilerinde oldum bittim tartışma konusu olmuştur: Zıtlar mı, benzerler mi daha iyi anlaşır? Aşkları hangilerinin daha uzun sürer?

Bizim apartmanda oturan benim elimden biraz büyükçe bir köpek olan Gaya'ya arka sokakta oturan Sivas Kangalı aşık oldu. Kangal, bütün gün bizim kapının önünde yatarak (zaten doğuştan kendisinde var olan) Küçük Emrah Bakışları atıyor ve minik aşkının dışarı çıkmasını bekliyor. Gaya'yı ise dolaştırmaya kucakta ve koşaraktan (kangaldan kaçarak) zor çıkarıyorlar.



Sosyal psikoloji teorileri der ki zıtlar daha çok  çekebilir ama biliyoruz ki zıtların evlilikleri daha kısa sürüyor. Benzerlerin evlilikleri ise daha uzun sürüyor. Bir de önemli nokta, insanların ilk evliliklerinde daha çok zıtlarını, ikinci evliliklerinde ise daha çok benzerlerini tercih ettiklerinin bulunmuş olması.

Tabii ki zıtlığın da uyumun, benzerliğin de hep dozu önemli ve öyle bir kontrol listesi filan da mümkün değil, konu insan olunca...