13.12.09

yılbaşı gecesi


yeni yıla bundan yıllar yıllar önce çok gürültülü ve kalabalık bir bardan evimize kaçarcasına giderken takside girmiştik. ondan beri yılbaşında sokağa çıkmam. kendi evim olmasa bile bir yakınımın evinde olmalıyım o gece.yeni yıla nasıl gireceğime dair düşünürken aklıma bu geldi: en sevdiğim animeleri izleyerek girmek. böyle bir sevgi yumağı, efendime söyliyim bir umut deposu olup enerji depolayarak...

Howl's Moving Castle
My Neighbour Totoro
Kiki's Delivery Service
Whisper of The Heart

Belki Miyazaki'nin son filmi Ponyo On The Cliff'i de eklerim.

11.12.09

varoluş vs. yokoluş anksiyetesi


Yalom, "çocuk yapmak" için bir "ölümsüzlük projesi" diyor*. Peki o zaman çocuk yapmak istemeyen bir insan ölümden ve ölünce dünyada kendisinden hiçbir iz kalmamasından korkmuyor mudur?

Geçenlerde bir sabah yine arkadaşımla beraber işe giderken radyoda Ayça Şen Başkan Pusu'yu dinliyorduk. Soyadı sürsün diye çok abuk bir şey yapan bir adamın haberini okuduktan sonra Carlos, "öldükten sonra arkamda tek bir iz bırakmamak için çocuk bile yapmayan bir insanım" dedi. O söz (yanımdaki arkadaşımın da psikanalist olduğunu düşünürsek) bize tam bir tokat gibi geldi sabah sabah. Hadi biraz daha yumuşak bir şey söylese "yüzleştirme" diyeceğim ama bu tam bir tokattı. Birkaç senelergibiuzungelen saniyeden sonra ikimiz, senkronize bir şekilde "sabah sabah amma da ağır laf etti dimi ehehe" tarzı bir şeyler geveledik ve işe varana kadar kısmen sessiz kaldık.

Çocuk yapmayan bir insan ya ölümden hiç korkmuyordur ya da çocuk yapmanın getireceği sorumlulukları almaktan korkuyordur. Ölümden korkmamak, ölüm anksiyetesinin az olduğunu (iyi?) gösterir.Çocuk yapmak bir seçimdir ve seçimlerinin sorumluluğunu almak istememek ise varoluş anksiyetesinin yüksek olduğunu (kötü?) gösterir. Hangisi olduğunu Carlos'a sorsak kesin bir şey diyebileceğini sanmıyorum. Ki kendisinin bu sene hacca da gittiğini düşünürsek, ölüm için Allah'a kavuşmak gibi bir düşüncesi olma olasılığı da yüksek. O zaman ölüm anksiyetesi düşük olabilir ki bu Allah'a kavuşma, terapi sürecinde bir "kaçma" düşüncesidir. Aynen aşkın gerçeklikten kaçmak olduğu gibi, bu da terapisti zorlayacak ve hastayla ters düşürecek bir süreçtir. Allah'a inanmamaktan değil bu, Allah'a inanan bir terapist de bu durumda zorlanacaktır çünkü belli ki Allah insanı bir gün ona kavuşmayı beklesin diye yaratmamıştır. Peki yapılması gereken ne? Henüz Yalom'dan bir yanıt almamış olsam da "bir gün yok olacağımızı kabullenmek" diye düşünüyorum kendimce. Olay yine kabullenmeye geliyor. Kabullenmek zor, fakat hiçbir zaman olay farkındalık ya da kabullenme ile de bitmiyor. Okuyup öğreneceğimi umuyorum.

Terapide Carlos'un cümlesini kuran birine ne derdim? Bu soru bir yana, bunları düşünürken insan kendisi de ölümle yüz yüze geliyor, hele bir de arabada dar ve virajlı bir orman yolunda giderken ve sis varken etrafta...

* Yalom, I. (2008). Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek. Kabalcı Yayınevi: Istanbul.

10.12.09

Sinema ve Psikanaliz Sempozyumu - 3


PERDEDEN DİVANA
Sinema ve Psikanaliz Sempozyumu 3

“Dil ve Yas”

26 Aralık 2009 Cumartesi

Program

9.15 Açılış Konuşmaları

9.30 – 11.00 Konferans
Marilia Aisenstein “Sinema ve tasarım kavramı”

11.30-12.30 Panel
Zahit Atam “Babanın ölümü ve geleceksizlik hissi: Yas ve Verbal Ölüm”
Didem Aksüt “DİLsiz YAS”

14.00-15.00 Panel
Onur Saltuk Dönmez “Canlandıran canlandırma: Anime”
Alper Şahin Labirent, “Aslan ve çocuk: sinemada masallar”

15.30-17.00 Film Gösterimi
Gelinler “Brides-Nyfes” (2004) Yönetmen: Pantelis Voulgaris

17.15-18.30 Tartışma
Marilia Aisenstein
Zahit Atam
Didem Aksüt
Talat Parman 



Kayıt ücreti: 60 YTL, Öğrenci-Asistan: 30 YTL
Kayıt ücretinin etkinlik sırasında ödenmesi gerekmektedir.
Etkinlik dili: Türkçe’dir.
Marilia Aisenstein’in konferansıTürkçe’ye çevrilecektir.
Etkinlik yeri: Aynalı Geçit / Meşrutiyet Cad. Avrupa Pasajı No: 16 Kat: 2/25 Beyoğlu/İstanbul
Düzenleyen: İstanbul Psikanaliz Derneği


6.12.09

emoticons

İnternette kullandığımız yüz ifadelerinin yerine geçen emoticonların evrensel olduğunu sanıyordum ama yanılıyormuşum. Mesela Japonya'da kadınların gülerken dişlerini göstermeleri ayıp olduğu için bizim kullandığımız smileyler orada geçerli değilmiş. Kadınlar (^.^) şeklinde, erkeklerse (^_^) şeklinde gülüyormuş. Diğer bizim kullanmadığımız emoticonlarıysa (^ ^ ;) zor durumda kalmak/soğuk ter dökmek; (^ o ^) çok mutlu olmak gibiymiş. Çok şirinler bence.
Tek kaş sorununu da ^^ şeklinde ifade edebilirlermiş ama onlarda tüy sorunu yok biliyorsunuz ^.^

5.12.09

Başak 2010

İnternette takip ettiğim blog sahiplerinin çoğunun başak burcu oldukları ortaya çıkıyor. Bu, yazdıklarına yakın hissettiğim için mi, yoksa süper yazdıklarından mı bilemiyorum :) Bree Van De Kamp gibi renkli olduğu kadar manyak kişiliklere sahip olduğumuzdan ilginç bloglar oluşuyor olabilir (çok da alçakgönüllüyümdür).


Gel gelelim başak burcu olanlar, yükselenlerinden de olumlu etkiler almıyorlarsa 2006'dan beri baya zorlu bir dönem atlatıyor olabilirler çünkü zorlayıcı, öğretici ve disipline edici Satürn ilk evimizdeydi. 29 Ekim'den beri bir hafifleme hissettiniz mi? Şahsen ben hissettim, sağlığıma pek de çaba harcamadığım halde iyiydi, iş güç yoğun olsa da düzene oturmuştu ve ilişkilerimde her zamanki ufak tefek şeyler dışında bir sorun yoktu. Hatta bu durum bünyeme bir durağanlık da getirdi galiba ve ilhamım kaçtı :) Neyse, hayırlısıyla Satürn'ün bu yoğun etkisi son kez 7 Nisan - 22 Temmuz arasında da hissettirip sonsuza dek (en azından biz hayattayken) burcumuzu terk edecek. Bu son dönemde en çok dikkat edilmesi gerekenler sağlık ve paraymış. Yine sağlığı korumak için çaba harcamamız gerekebilir ve para su gibi akıp gidebilir, dikkat etmek gerekliymiş. İyi beslen, iyi uyu, spor yap ve sosyalleş dörtlüsüyle şu birkaç ayı da hayırlısıyla atlatırız umarım diyorum.

Merkür'ün geri gideceği ve bizim iletişim, eletronik eşya, ulaşım ve hatta politika konularında her gün küfürlerden küfür beğeneceğimiz günler şunlarmış: 1-15 Ocak, 18 Nisan - 11 Mayıs, 20 Ağustos - 12 Eylül, 11 - 31 Aralık. Bu tarihler tüm burçlar için geçerli. Merkür'e inanmayanlara bu tarihleri takvimlerine işaretlemelerini ve olacakları takip etmelerini öneririm. Ben iki senedir yapıyorum ve hayretler içinde kalıyorum.

Satürn haricindeyse bu sene, olumlu yenilikler getirecekmiş. En çok da ortaklıklar, yeni iş fırsatları ve ikili ilişkilerde. Daha şanslı, ılımlı, iyimser olacağımız bir yılmış. Yaşasın.

Related Posts with Thumbnails

Etiketler

Son Yazılanlar

Diğer bloglardan...

İzleyiciler

Arşiv

  © 'kendini karbon sanan boşluk', Değiştirilmiş Photoblog teması kullanmaktadır. 2008

Başa dön  bebeğim