14 Haziran 2008

Beypazarı-2





Beypazarı'na Ankara'dan İstanbul Yolu ile Ayaş üstünden gidiliyor, dura kalka 1.5-2 saatlik bir mesafede. Öğle vakti oraya vardığımızda ilk Hıdırlık Tepesi'ne çıkıp Beypazarı manzarasına baktık, yukarıdan eski ve yeni şehri gördük ve tabi yeni şehrin içler acısı çirkinliğini. Sonra çarşıya indik ve tam çarşının merkezindeki Değirmencioğlu Han'da fiks menüden yedik; acılı tarhana, bol ekşili yaprak sarma, etli pilav ve baklava. 80 katlı olduğunu iddia ettikleri cevizli baklava yine lastik gibiydi (görüntüsü güzel olsa da), annem nişasta kullanmazlarsa böyle olduğunu belirterek yine hayatımda bir konuya açıklık getirdi.

Bir senede yemekler hiç değişmese de kasabanın içi çok değişmiş. Yollar arnavut kaldırımı döşenmiş, yerel el işleri satılsın diye yeni bir çarşı yapılmış, eski evler restore edilmiş ve yeni yapılanlar da eski mimari örnek alınarak yapılmış, çok takdir ettim son bir yıldaki değişimleri. Yemekten sonra şu yukardaki fotografta gördüğünüz mavi tabelalara dayanarak Yaşayan Müze'ye mi gitsek Kültür Tarihi Müzesi'ne mi diye sordum, annem de "ya bırak müzeleri gel alışveriş yapalım, benim hayata bakışım değişti" dedi. Artık müze gezmek istemiyormuş, benim de canıma minnet tabi :)

Neyse sonuçta biz o dokuma tezgahı senin bu gümüşçü benim gezdik ve dudağımızı uçuklatan ucuzlukta fiyatlarla bir şeyler aldık. Bir akik taşlı sade işlemeli gümüş yüzük 8YTL idi mesela, yazıyla SekizYeniTürkLirası. Çeyizlik de çok güzel şeyler vardı, yorganlar filan.


2 Haziran 2008

varoluş II



















önce şunu bir dönüp okudum. sonra hocamın bugün dediği cümle aklıma geldi: "bağımlılığı bağlılıktan ayıran şey 'o'nsuz var olamayacağını düşünmektir".