23 Mayıs 2006

fotoğraf

"çingene, kasabada kalmaya niyetliydi. gerçekten öbür dünyaya gitmiş, ama yalnızlığa dayanamadığından geri dönmüştü. obası tarafından reddedilmiş, yaşama bağlılığı yüzünden doğaüstü güçlerini yitirmiş, bunun üzerine ölümün henüz keşfedilmediği bu ücra köşeye çekilip kendini çinko levha üzerine fotoğraf çekme işine adamaya karar vermişti. jose arcadio buendia' nın bu buluştan haberi yoktu. ama kendini ve tüm aile bireylerini, yanardöner bir maden levhası üzerine sonsuza dek resmedilmiş görünce şaşkınlıktan dili tutuldu...fotoğrafın çekildiği o duru aralık sabahı, herkes göçüp giderken kendisinin bir madeni levha üzerinde hep öyle kalacağını düşünerek, gerçekten korktu" (marquez, yüzyıllık yalnızlık).

ölümün daha hiç yaşanmadığı bir kasabada bile ölümsüzlükten korkmaya yol açan bir mucizedir fotoğraf.


1 Mayıs 2006

varoluş

Varoluş vakumu, can sıkıntısı, durgunluk ve boşluk duygusu olarak yaşanır. Özgür olduğu zamanlarda ne yapmak istediğini bilemez. Kişi kendine ve dünyaya inançsız bir biçimde bakar, yönünü bulamaz ve yaptığı her şeyin amacını soruşturur. ...Anlamsızlık ve boşluk duygularına genellikle eşlik eden bir başka duygu da yalnızlık ya da yalnız kalma korkusu. Yalnız kalmamak için başkalarıyla beraber olma gereği, birçok insanın gerçekten seçmedikleri insanlarla birlikte olmalarına neden olurken, insan Andre Gide’nin sözlerini hatırlıyor: “Kendilerini tek başına kalmış bulmaktan korkan insanlar, kendilerini hiç bulamazlar.”
....Günümüzde giderek esneklik gösteren cinsel davranış normlarıyla birlikte kompulsif cinsellik de varoluş vakumunu (anlamsızlık olgusunun bir parçası; diğer parçası ise varoluş nevrozu) doldurabilmek amacıyla daha çok insan tarafından yaşanır oldu. Cinselliğin yaşamımızda ayrıcalıklı ve farklı bir yeri var. Bize egemen olabilen, hatta bazen bizden ote bir yaşantı. Yalom’un dediği gibi, cinsel eyleme geçmekte direnmeyi, ertelemeyi ya da kendimizi bırakıvermeyi seçebiliriz. Ama cinselliğimizi nasıl yaşayacağımızı “seçemeyiz” ya da cinselliğimizi “yaratamayız”.
Enflasyonist cinsellik (aşırı düşkünlük), boşluk ve yalnızlık yaşayan insanlar için güçlü ama geçici birçözüm aracı. Örneğin bazı erkeklere “vaktiyle çıkmış oldukları yere kısa bir süre için geri dönme” nin güvenli rahatlığını yaşasalar bile, birsüre sonra yeniden boşluğa düşüldüğü için tekrar tkrar denenen bir çözüm. Uyuşturucu ve kumar tutkusu gibi.
Kompulsif cinselliğin geçici birçözüm olmasının nedeni, gerçek bir beraberliğin bütünlüğünden yoksun olması ve bir ilişkinin karikatürü olmaktan öte bir anlam taşımaması. Çünkü böyle bir ilişkide taraflar birbirlerini kendilerine doyum sağlayacak birer araç gibi algılar ve birlikte oldukları kişinin yalnızca bazı bölümleriyle ilişki kurarlar. Birlikte oldukları kişileri fazla tanımak da istemezler (ah). Çünkü böylece varoluşlarının önemli bir bölümü yine kendilerinde saklı kalır, kendilerinin ve karşı tarafın yalnızca baştan çıkarmayı ve cinsel eylemi içeren kısımlarını yaşarlar.
..... İnsan duygusal dünyasında anlaşılabilme ve paylaşılabilme umudunu yitirdiğinde sevginin ve sıcaklığın eşlik etmediği bir cinsellik seçebilir. Çünkü orda düş kırıklığı, insanı duygusal dünyasında yaşadığı zedelenmelerden daha az acıtır, riski de sorumluluk payı da daha azdır. Üstelik hasar verme ve hasar görme istekleri konusunda daha dolaylı yollardan doyum sağlanır. Orgazm olamayan bir kadın, hem kendini hem karşısındakini engellemiş olur; erken boşalan bir erkek deöyle. Ender durumlarda yatak bir savaş alanına dönüşebilir. Hangi biçimde ve oranda olursa olsun, cinsellik dışı yaşamdaki yaşamazlıklara cinsellikte çözüm aramaya çalışmak, kolaya kaçmak isterken zora yöneltir insanı. Aynı zamanda derinliğin yerini çoğulculuk alır.

Bu daha böyle gidiyor, çok güzel bir kitap Varoluş ve Psikiyatri. Bir duvar yazısı görmüş Engin Geçtan, varoluş vakumunu cinsellik, herhangi bir insan ya da para gibi bir madde ile doldurmaya çalışan insanları anlatmak için “hayat boştur ama içine sıçınca dolar” . Daha ne desem boş.