Kayıtlar

iddialı

insanın sırrını çözdüm ve sizinle burada paylaşmaya karar verdim. insan olmanın sırrı "bağlanma"dan geçiyor. yani ilişki kurmaktan. bunun sınırlarını belirlemek de en önemli zorluk. şefkat duyabilmek, bunu birisine hissettirebilmek, verilen şefkati alabilmek, fazlasına hayır diyebilmek, yetmiyorsa daha çok talep edebilmek vs. işin fenası pankreas kanserinden hayvan fobisine kadar her şeyi bununla açıklayabiliyoruz. korkunç gibi sanki biraz. bunların üstüne düşünürken kafayı kırmadan yaşlanabilmeyi istiyorum.

gerçek

Gerçekten korkar mısınız? Hani olur da “bilmeyeydim daha iyiydi, keşke söylemeseydin” dediğiniz oldu mu hiç? Veya der misiniz sık sık? Ben bilmemekten korkarım. Gerçekliğin – felaketle bile gelse - eninde sonunda büyüttüğünü öğrendim. Dünya üstünde 32. senem sürüyor. Zaman bana gösterdi ki, en sevdiğim dostlarım bana en dobra olanlar oldu. Kıskanıyorsa kıskandığını söyleyen, bana kızıyorsa kızdığını, seviyorsa sevdiğini, mızmızlanmamdan nefret ettiğini söyleyenler… Onlara sorsanız, “İpek’in de her işi zor be” derler kuvvetle muhtemel. Çünkü aslında dostluğumuzun gidişatını benim hayatıma projekte ediyorlardır –hayatım birçok insanınkine göre kolay ilerlemiştir-fakat dostluklarım hep zorlayıcı olmuştur çünkü sanırım pek kimse gerçekleri sevmiyor. Zona da olmuştum küçükken bu yüzden. Orta sondayım, o zamanın orta üçü. Bütün lise tayfam metalci gençlerle takılmaya başlamış. Içkiler sarma sigaralar gırla gidiyor, yaş 15-16. Bulutsuzluk Özlemi’ne Fikret Kızılok’a olan sevgim aşağılanıyor “

back to the future hıhım

yazmadan olmuyor. konuşmak yetmiyor. eskiden aşık olmakla ilgili sanardım ama değilmiş. yani aşık olunca insanın yazma isteğinin azaldığını, her şeyi artık sevgilisine anlattığını vs. ama değilmiş evet. içimde olup bitenler, dönen cümleler, tüm hızıyla devam ediyor. bunun mutluluk veya mutsuzlukla alakası yokmuş demek, beynim böyle işliyormuş. onu böyle kabul ettim. o yüzden çok afilli, adımsoyadım.com şeklindeki web siteme artık mesleki hedeleri yazıp burada içerde hızla dönen birtakım düşünceleri ifşa etmeye devam edebilirim. bugün sabah, sanırım içtiğim kahveye koyduğum ve 6-7 gündür açık duran günlük sütten hafif zehirlendim. günümün büyük bir kısmı karın ağrısıyla geçti. evde yalnızdım ve çalışmam gerekiyordu. eskiden olsa ne yapardım? halime ağlardım. net. bugün nasıl da hastayım ve hiç çalışamıyorum diye ağlardım :) çok tatlı. şimdi 31 yaşımı doldurmama az bir zaman kalmışken ne yaptım? gittim bir çay demledim yav ne yapayım. sonra da yattım discovery science izledim. çay çok