umut
Şu anda en büyük hayalim gün içinde istediğim kitapları -psikanaliz, edebiyat, fotoğraf, yemek yani işimle alakalı alakasız ama "benim" seçeceğim ve okuyup okuyup hiçbir yere hiçbir şey yazmadan, hiçbir sorumluluk taşımadan- okuyabileceğim bir devlet memurluğu. hani az para ama az iş. dandik bir pozisyon da olur çaycılık filan. aslında en temizi kapıcılık, ne yolda vakit kaybetmek var, ne yol parası, çalışma saatleri de süper.
Çalışıp kazanamamak, çalışıp hak ettiğini alamamak, çalışıp duygusal bile olsa bir tatmin sağlayamamak, çalışıp çalışıp yorulmak ve yorulurken istediğim hiçbir şeyi yapamamakmış demek ki kriz ortamında özel sektörde çalışmak. ki bu çalıştığım bir eğitim kurumu olsa bile. İstanbul'un en iğrenç caddesinde, en iğrenç yüksek binalarda, en açılmayan göstermelik koskocaman pencerelerden dünyaya bakarak, en iğrenç klimalardan gelen havalarla ısınmak. Ufukta bir tutam güneş, gıpgri havada kendine yer bulamamış ve sahte. güneşliğini unutmuş güneşceğiz her zaman tıkalı boğaz köprüsünün hemen yanına, denizine düşüvermiş.
17 yorum yapılmış:
Hak ettiğini alabilmek memuriyetten ziyade daha çok özel sektöre uygun diye düşünüyorum. Zira memuriyette her halükarda maaşın sabit. Dünyanın en iyi işini çıkarsan da işi savsaklasan da aynı parayı alıyorsun (şu anda bunu yaşıyor ve görüyorum). Özel sektörde iyi çalışanın ödüllendirilmesi durumu söz konusu, kötü çalışan ise işten çıkarılır. Muhtemelen senin çalıştığın özel şirkette bir problem var bu durum geçerli değilse.
En azından bence...
ödül diyosun... annemler de bayramda ikramiye, ocak ayında da zam verirler diyorlardı :)
Birader (Sadun), şimdi benim bayramlık ağzımı açtırma istersen. Yoksa anlatacağım sana özel sektörde çalışalıberi ne denli ödüllendirildiğimi...
O halde şöyle diyelim hayatım boyunca sabah sekiz akşam beş çalışıp üç kuruş beş para almaktansa (istisnaları var elbette ama çok fazla değiller) eşşek gibi çalışıp daha yüksek bir ücret alabilecek olmak bana daha güzel geliyor. Hatta tüm çabaların çoğu durumda karşılıksız ve hatta manasız kalacağı bir yerde çalışmaktansa geç de olsa ne kadar çalıştığımın fark edileceği ve ona göre bir ödüllendirme yapılacağı yerler daha cazip geliyor. Siz hayatınız boyunca şu an alacağınız maaşı alacağınıza inanıyor musunuz özel sektörde çalıştığınız sürece? Elinizi vicdanınıza koyunuz lütfen. Şu anda şikayet ettiğiniz şirketler bile belli bir süre sonra maaşınızı ikna edici bir düzeyde arttıracaklardır. Peki ya memur olsanız? Bundan dört ay sonra teğmen olunca neredeyse bir albay kadar maaş alacak olduğumu biliyor musunuz mesela? Adam kaç senesini vermiş, teğmen daha yeni başlıyor olaya. Bilmem anlatabiliyor muyum...
şu anda özel sektörde "zam mam yok sana, maaş aynı kalacak günde 15 saat çalışsan da (ya da azalma söz konusu). yersen..." gibi bir süreç söz konusu. yemezsen piyasada aynı senin niteliklerinde binlerce işsiz var, senden de daha düşük ücrete işe giriyorlarayrıca. maaşta azalma yapmayı kolaylaştıran bir kanun bile bulmuş durumdalar, tamamen yasal yani. ödüllendirilme konusunda ise "ayın elemanı" seçilme ya da üstü sarı boyayla boyanmış bir tabak (plaket) hediye edilmeyi kastediyorsun sanırım. parasal ödüllendirilmeler 1990larda kalmış.
sen çalışmaya başla bir İstanbul'da, o zaman konuşuruz bunları tekrardan :)
"sadun" hangi ozel sektorden bahsediyor acaba...
egitimli-issizler her gecen yil fazlasinca isveren icin olay daha da guzellesiyor.isi begenme-parayi begenme-ortami begenme- git, emin ol yerine gelecek ve cok rahatlikla pozisyonu doldurabilecek binlerce kisi var sirada bekleyen.maleseff.
simdi "sadun " gibi arkadaslarin verecegi cevap hazir bu durumlarda sen dahasi-dahasi-dahasi olacaksin ki, senden vazgecemesinler.offffff yani :)
passiflora nin da belirttigi gibi 90 larda kaldi o civcivli numaralar...simdi hayatin gercekleri var.
mine
Öncelikle bu bir nick değil, adım Sadun. Tırnak içine almazsak sevinirim.
Güzel kardeşim İpek; ilk iki kelimen ne, hemen bakalım: "şu anda". Şu anda ne var? Kriz. Kriz özel sektörde çalışanı mı etkiler yoksa devlette maaşı garanti adamı mı? Özel sektörü tabii ki. Yani şu an yaşadıklarınıza ancak normal diyebilirim çünkü dünyanın dört bir yanında kriz var, işten çıkarma var, işsizlik var. Türkiye'de bıdı bıdı demeden önce yurt dışına çıksan da aynı şeyle karşılaşacağını bilmek lâzım bunu kafadan söyleyeyim (konu dışı olsa da).
Memuriyet kadar haz etmediğim bir mevzu olmadığı için konuyu uzattıkça uzatma potansiyeline sahibim. Siz nasıl şu anda özel sektörde çalışıp durumu gözlemliyorsanız ben de memuriyetten bahsedeyim biraz. Benim hiçbir şekilde iş yapmaktan kaçınan, sabah-akşam mesai saatleri belli olan ve bu saatlerin dışında kılını kıpırdatmayan, asla ve asla üzerine düşenden bir gram fazlasını yapmayan ve hatta üzerine düşeni yapmamak için bile bin takla atan insanlarla işim olmaz. Dolayısıyla memuriyetten hiç haz almam.
Ödüllendirmekten kastım kat-i surette dalga geçildiği gibi ayın elemanı seçilmek ya da plaket almak değil. Bildiğiniz parasal ödüllerden bahsediyorum. Senin gibi yeni işe başlamış olan arkadaşların böyle şeylerin olmadığını iddia etmesi 1990lardan bu yana böyle şeylerin olmadığını kanıtlamaya ne yazık ki yetmiyor. Benim bir sürü tanıdığım insan var ki özel sektörde parasal anlamda ödüllendiriliyorlar. Yasal yollarla dahi para ödemekten kaçınan firmalar yok demiyorum ben kesinlikle, ya da piyasada rakiplerimizin olmadığını da söylemiyorum ama bu rakipler bir devlet kuruluşuna girmeye çalıştığında da karşına çıkıyorlar o yüzden özel sektör mü devlet mi tartışması içinde bu konuya değinmek biraz konuyla alâkasız kaçmış gibi geldi bana. Bilmiyorum sen ne diyeceksin.
Hangi sektörler diye sormuş Mine; valla benim bildiğim kriz olmayan durumlarda her sektörde var parasal ödüllendirme yapan firmalar. Hangi sektörde yok ki diye ben sana sorayım.
Ha ben dönünce iş bulabilecek miyim? Bir hayli şüpheli. Bulduğum iş maddi olarak beni tatmin edecek mi? Bu da şüpheli. Ama çok eminim ki uzun vadede vereceği maddi tatmin bir devlet kuruluşunun kısa vadede verebileceği maddi tatminden çok daha fazla.
Evet maaşı, işi garanti olarak görmek güzel bir duygu; e güvencedesin sonuçta. Ama bu güvencenin insanlar üzerindeki çalışmama etkisi iğrenilecek bir şey doğrusu. Hem güzelce yatayım, hem işten atılamayayım, hem de maaşım yatsın. Bu kadar kolaya kaçmaktan haz alacaksanız diyebileceğim bir şey yok. Belli ki tercihlerimiz çok farklı. Çünkü aç kalma tehlikesi dışında bu şekilde para kazanmayı kesinlikle istemem/tercih etmem.
1. dalga geçmiyorum, eğitim kuruluşu olmasına rağmen bizde ayın elemanı seçilip bir tabak hediye ediliyor. en son "haftada" 36 saat ders veren ve sabah dokuz gece 1 çalışan bir adama verildi bu en son, maaşı 1300. "haftada 36 saat" kelimesine dikkatini çekerim. devlette benle aynı maaşı alan asistan haftada 2 saat derse girer misal, ve çok daha verimli dersler geçireceğine eminim öğrenci potansiyeli bakımından. dolayısıyla mesleki tatminin tamamen "para" ile ilgili olmadığını da belirteyim.
2. yazımı baştan okumanı öneriyorum çünkü şu anda o kadar yorgunum ki tam olarak o senin haz etmediğin insanlar gibi olmak istiyorum. kendi ürettiğim ürünü alabilecek kadar maaşımın olmadığı işlerde (Marx'ın ürettiği ürüne yabancılaşma ile kastettiği şey) çalışacağıma kafamı dinleyip kendi kişisel gelişimimi sağlayabileceğim bir işi tercih ediyorum. umarım şiddetle savunduğun çok çalışıp hak ettiğini kazanma durumuna vakıf olursun, tüm içtenliğimle söylüyorum. umarım hepimiz oluruz... yazımı başlığıyla beraber bir daha okur musun? sevgiler.
Ben okudum sıra sende. Birinci ve dördüncü yorumları tekrar oku :)
Zira bir yerden sonra yazının geneline değil yapılan yorumlara karşılık vermeye başladım ;)
Sevgiler; hatta XOXO :D
tamam okudum anladım. Mine Hanım'a kızma yani tanımıyor bizleri sonuçta ondan tırnak işareti kullanmış.
İyi de passiflora'yı tırnak içine almamış ama benim isim ısrarla tırnak içinde. Bir tuhaflık var yani...
hani türklerde genel bir şey vardır, yüzme bilmeyen adam bana bir şey olmaz der derine dalar ne bileyim iyi kullanıyorum aracı der arabayı hızlı kullanır, yani diğerlerinden farklı olduğunu düşünür kendisinin. ancak diğerleri gibi boğulur kaza yapar. özel şirketlerde yükselme denilen şey de buna benziyor, evet deli paralar dönüyor özelde, herkes o deli parayı almaya kendi kapasitesi dolayısıyla hakkı olduğunu düşünür, binlerce bu hayalle koşullarına tahammül eden, kasan, çalışan insan var, ancak o deli parayı çalışan kesimin çok küçük bir kısmı alır, işin doğası budur. tabii bu söylediklerim genel müdür oğlu kızı olup da direktoman şirket genel müdürü olanlar için geçerli değildir.
bir de denildiği gibi özelin o şaşaalı dönemi 90 lı yıllarda idi. şu an yeni mezunu iki yıl çalıştırıp, ücret artışı mevzusu olduğunda kapı dışarı etme zamanı.kimse sizden müthiş buluşlar beklemediğinden, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların yaygınlaşması nedeniyle işinizin doğal olarak niteliksizleşmesinden dolayı size verilecek ücretlerde düşük olmakta.
koray
Bugün beni çok şaşırttı bu tartışma. Meğerse devlette çalışmak ne kadar çok kişiye ne kadar olumlu geliyormuş. Ben çoğu kişi özel ister diye düşünüyordum (belki şu bahsedilen dönen yüksek meblağlar yüzündendir).
Valla şaşırttınız beni. Umarım hepiniz devlette istediğiniz gibi bir iş bulabilirsiniz. Ne diyim...
evet güzel oldu bence bunu tartıştığımız.
maaş artışı söz konusu olduğunda işten çıkarılma da söz konusu evet. birçok şirket doktoralı başvuruları "overqualified" ("sen bana fazla iyisin" diye şarkı vardı) diyerek işe almıyor, yüksek maaşlı eleman almak istemediğinden.
devlet memuru olarak nerede açlışmak istersiniz? (Üniversite, hastane, okul...)
burada konu edilen aslinda ozel sektordeki carpiklik...
yoksa tanimadigim passiflora,sarper,koray "ahhh bir memur olsam ahhh" derdinde kisiler degillerdir herhalde :)
kendi adima da memur olma hayalleri kuran biri olmadim hic.olsaydim eger kpss denen sınava girmis ve memur olmustum.
offf,ne dertli konuymus bu yaa...
sessiz okuyucu ben -dıs-kapı-mandal- olarak yorumlara dahil oldum :)
- mine -
36 saat içinde duyduğum 4. iş doyumu yakarışı... dünya çıldırdı hakikaten de... Zeitgeist'ı izlediniz mi? Gerçekten de dev global şirketlere ve bazı sektörlerin sunni krizlerine, savaşlarına ve çeşitli balon gündemlerine kölelikten başka hiç birşey sayılmıyor ömürlerimiz... :( yazık... bu yüzden de düzene dair hiçbir problemi görmemeyi ve duygusal süreçler olarak işletmemeyi adet edindim bir süredir. Amaaan, boşver! sloganım bu... uyku yapıyor ama ... hep çok uykum var...
Yorum Gönder