hisset
Fotoğraf çekmeyi seven herkes hayata hayrandır bence. Belgeleme isteği bir nevi. Bak böyle de bir şey var görmen lazım demek gibi bir şey. Sinematerapi de buna benziyor. Hastalara bak dışarıdan durumun böyle görünüyor diyoruz. Şaaak diye farkındalık kazanan da var kazanamayıp çıkıp giden de. İzlemek için oraya oturabilene ise saygım sonsuz. Tez jürimde mesela alkol tedavisi görmeye karar vermemiş alkoliklere filmleri izletemediğimi anlattım. Hadi abi kap biraları gel film izleyeceğiz desem gelen çok olurdu da, sinematerapi için izleyeceğiz deyince, beeen deli değilim moduna girdi hepsi. O yüzden izleyebilenlere çok saygı duydum. Bir şeylere katlanabilmek, sabredebilmek büyük meziyet.
Güneş batarkenki kızıllığın çirkin binaların camlarından müthiş bir iyimserlikle yansıması. İki gün kolunu kaldıramayacak güçsüzlükte hasta kalıp gece uykusuna yatan bir bedenin yeniden doğmuş gibi dinç uyanması. Bir beynin aylarca ya da yıllarca hayatta kalabilmek ve kendini geliştirebilmek için tonlarca doz adrenaline ve kortizole maruz kalmasına rağmen başarılı olması. Dost kazığı. Bir bebeğin doğması. Bir insanın toprak olması. Allahı para olan insanların içinde karşılaşılan bir temiz kalp ya da en sevilen insanın birden uzaklaşması. İnsanın kanseri yenmesi. Sevgi veya sevginin bitmesi. Bir parça çikolata. Çocuk kahkahası. Renkler. Gecelerin güvenli olabilmesi.
Hepsi şaşkınlık yaratıyor bende. Bir odam olacağı haberini veren patronuma "beni arkadaşlarımdan ayırmayacaksınız değil mi" diyorum, gülüyor. Şaşırmayı da kızarmayı da seviyorum. Hayat başka türlü çekilmiyor. İyisiyle kötüsüyle.
1 yorum yapılmış:
kalpkalpkalp
Yorum Gönder