Kebaplar ve Ben - II
Madem bir iki hafta deniz ürünleri yemem farz oldu, bugün bir kebap yiyeyim dedim :) Ben ki her Kadıköy'e inişimde Çiya'da bir şeyler yiyen bir insanım, onun hakkında hiç yazmadığımı fark ettim. Çiya Kadıköy çarşısında Doğu ve Güney Doğu Anadolu yemekleri yapan bir restoran, adı da Kürtçe'de "dağ" demekmiş. Şu anda Nezih Kitabevi'nin üst paralelinde tam üç adet dükkanı bulunmakta. Biri kebapçı, biri kebap harici yöresel yemekler, üçüncüsüyse ikisini birden servis ediyor. Bugünkebapçısında Hamdi'de yiyip de hayran kaldığım fıstıklı kebabı tatma fırsatım oldu, en az Hamdi'ninki kadar güzeldi (Manzara ve alkol tercih edenler için Hamdi bir numaradır o ayrı). Yöresel yemeklerden ise kuru patlıcan dolması favorimdir, bu da Tavacı Recep Usta'nınki ile yarışır ama Recep Usta daha fazla pirinçli yapsa da etinin tadından dolayı yarışmayı kazanır. Sevgilisini ilk buluşmada tavacıya götüren bir insan olarak Recep Usta'nın eline kimse su dökemez diyebilirim. Hayır "Çiya'yı öveceksin sandık hep ikinci geliyor" demeyin, Çiya Kadıköy'deki -Moda'ya kadar yürümenize gerek kalmadan- en iyi yemeği bulabileceğiniz yerdir ve fiyatları diğer karşılaştırdıklarımdan hayli azdır. Ayrıca "Analı Kızlı" gibi İstanbul'da başka hiçbir yerde bulamayacağınız yöresel yemekleri harikadır. Burda yemenizi önermeyeceğim bir yemek var yalnız, o da İskender Kebap çünkü aşırı miktarda ve sıvı halde yoğurt koyuyorlar, et onun içinde yüzüyor, Bursa olayına hiç girmeseler zaten daha iyi olurmuş.
Anlatılması gereken bir de geçen gün Passive Hanım ile test ettiğimiz "kerebiç" var tabi. Bu kerebiç içi öğütülmüş Antep Fıstığı ile dolu bir kurabiye, yanında da böyle kağıt helva'nın içine konan helvaya benzer beyaz kremamsı bir sosla servis ediliyor. Benim Cafe Fernando yüzünden kerebiçten beklentim çok yüksekken Passive Hanım'ın da "ölmeden önce mutlaka yemelisin" diyen arkadaşı yüzünden yüksekti tahmin edersiniz ki. Doğrusu ikimiz de böyle kuru, fıstığın tadının hakkı verilmemiş kurabiyemsi bir tatlıyla karşılaşınca hayalkırıklığına uğradık. Hafif, hoş bir şey ama şerbetli çıtır çıtır bir baklavanın yerine geçemez kanımca. Yemeğin üstüne yemek yerine çay saatinde güzel olabilir (İngiliz'im de huy açısından, her gün beşte çay içerim).
Çiya'da kebapları yediniz, üstüne bir de "Cennet Çamuru" çaktınız, nasıl hazmediceksiniz? Tabii ki Moda'ya yürüyerek. E yürümüşken Ali Usta'dan bir top Santa Maria yersiniz. Tabi bütün bu yedikleriniz fazla geleceğinden çay bahçelerinin sonundaki Kemal Abi'nin yerinde bir kahve içmek şart olur. Sonra da yürüye yürüye deniz havası alarak dönersiniz Kadıköy'e oh mis.
Bu yazının sonunda dense dense "afiyet olsun" denir.
http://www.ciya.com.tr
10 yorum yapılmış:
bu annattıklarınızın hepsini yaptım ben geçenlerde güzel gözlü bi baayanla.
kerebiç bizim gibi tatlı manyakları için çok hafif çoook!
eheh ne tesadüf ben de güzel gözlü bir baayanla yemiştim.
evet "hafif" ahah tatlı değil o bariz kurabiye :)
bi de karadut şerbeti verdiler bak yazmayı unuttum, yemeğin üstüne tadımlık mükemmeldiii :) öneririm.
Ya biliyorum kızlara sorulmaz da; sen kaç kilosun Allah aşkına? :) Yahu ne kadar çok yemek yiyorsun sen :D
hahah kilomu söylermişiim. sölemicem tabi de, sen beni en son gördüğünden beri biraz aldım ama yemekten değil, yeme miktarım aynı ama daha çok oturuyorum o yüzden. bir arkadaşım "anneannemden sonra hayatımda gördüüm en çok yemek yiyen kadınsın" demişti :) çok yakıyorum sanırım genelde -öss dönemi vardı eskiden, şimdi bir de tez dönemi oldu istisna olarak-.
Çiya'yı biliyoruz da Hamdi kim? Nerede? Götürsene bi...
oluur. eminönü'nde :) gidim gelim aricam.
adeta bir ritüel.. adeta bir ayin.. :)
adeta gözümüze gözümüze.
öle deme nolur yediklerini yaz senin de olur :) fotografını da çek üşenme
Yorum Gönder