Cundanimu
Cunda, Sakız Adası ile yakın iletişim içinde olsa gerek çünkü burda da bütün yemeklere damla sakızı koyma eğilimindeler. Sakızlı muhallebi (bu en olağanı), sakızlı dondurma, sakızlı Türk kahvesi, sakızlı kurabiye derken gazetede okudum da sakızlı levrek de yapıyorlarmış, ama onu yiyebileceğimi sanmıyorum. Sakızlı muhallebi sevenler için bu yemekler tam bir nimet. Sakızlı kahveyi meşhur Taş Kahve'de içebilirsiniz, ben çok beğendim ama aromalı kahvelere açık olmayanlar sakızlı kahveyi beğenmeyebilir.
Ayrıca bu kahvenin deniz kısmındaki yerinde herkes yola dönük ve denize sırtı dönük oturmuştu, Türk olduklarını tahmin ettim onların. Sonra baktım deniz karanlık tabi akşam, hak verdim onlara, e ben de Türk'üm ya ondan heralde, kan çekiyor. Sakızlılara dönersek bunların deneme yanılma yöntemiyle evde de yapılabileceğini düşünüyorum. Olay damla sakızını havanda dövüp diğer malzemelerle karıştırmakta yatıyor. Levrek, yarım damla sakızını havanda dövüp sütle karıştırıp balığı onun içinde 1 saat dinlendirip yapılıyormuş ızgarada ya da kağıtta. Sakızlı kurabiye de Ayvalık'ın içinde ve Cunda'da olan Karadeniz Pastanesi'nde sade, fındık, hindistan cevizi vb. şeylerle kaplı satılıyor. Kilosu da 12 milyon. Emin olduğum tek şey bundan sonra ne zaman damla sakızlı bir şey yesem Cunda'nın aklıma geleceği.
Cunda'da mutlaka yenmesi gereken bir diğer şey balık ve diğer deniz ürünleri tabii. Adeta müzede gezer gibi büyülenmiş bir şekilde gezdim önce restoranların önünde. Hepsi camlı buzdolaplarına yaptıklarından örnekler koymuşlardı. En az on kez "bu ne" demişimdir. Hepsini aklımda tutamadım, o anda yazmak da aklımın ucundan geçmedi doğrusu :) Yediklerimi bir iki çektim sadece. Çok acayip şekillerde balıklar ve dev deniz levrekleri gördüm. Şimdiye kadar en fazla çipuradan hallice yemiş olduğum levrekler meğersem daha yavrularmış, bunların büyükleri nerdeyse 70-80 santim oluyormuş (Yakalanmadan o hale gelebildikleri için bir de helal olsun
diyorum kendilerine). Ben balıklardan Papalina ve Çipura yedim. Kızartma yasağı olan bir evde yaşadığımdan ve hamsiye hasret kaldığımdan papalinayı severek yedim. Aralarında çok bir fark yok kanımca. Ufak, kızartması güzel bir balık papalina, ama çok çok küçükler vardı böyle serçe parmağımdan da küçük, onlara yazık, avlamasınlar onları. Kalamar, midye ve karidesin envayi çeşit pişirme çeşidi varmış. Kalamarın ızgarası, kalamar dolması (içi deniz ürünleri ile dolu, içindekiler ahtapot karides vb. kıyma gibi kıyılmış), çöpe dizilmiş karides ve kalamar ızgara gibi yemekler denenebilir. Çok yemek yiyen bir insan olsam da bunların hepsini deneyemedim, bunda otelimizin ahçısının mükkkemmel olmasının da rolü büyük, ziyadesiyle zeytinyağlılara sardırdım akşamları.
Bir de mezeler ve zeytinyağlılar var. Benim nerdeyse gitme amacım haline gelmiş "deniz börülcesi" otelimizde açık büfede servis edildiğinden kimi akşam sadece bir tabak ondan yediğim oldu. Çok zahmetli hazırlanışı olan bir sebze olduğundan oteli çok takdir ettim ve artık ben kendisine kısaca "deniz makarnası" diyorum :) Annem de yiyebildiğin kadar ye sonra benden isteme dediğinden sanırım olayı biraz abarttım, levrek de olan bir akşam, onu boşverip sırf bunu yediğim oldu. Neyse. Kabak çiçeği dolması hep
duyduğum bir zeytinyağlıydı, onu da yeme fırsatım oldu, çok aman aman bir şey değilmiş bence. Zeytinyağlıları ve zeytinyağlı dolmalara konan soğuk iç pilavı da evde baya bir şekerli yaptığımızdan dışardaki dolmaları hiç beğenmiyorum. Sonra kimi zaman ne olduğunu anlayamadığımız otlardan oluşan salatalar yedim. İstifno, şevketi bostan, ıspanak, semizotu, börülce gibi bir sürü birbirine benzeyen farklı tatlarda otlar... Genelde biraz zeytinyağı katılmış suda haşlanıp, yoğurtla ya da sade soğuk servis edildiler bunlar. Hepsi güzeldi, hepsini seviyorum :) Rum böreği de denen patlıcan ve tatlı kırmızı biber böreği ise, bu sebzelerden birinin üstüne lorla yapılmış bir karışımın konulup kızartılması ile oluyor, onu deneyemedim, kızartma da bir yere kadar :)
Yemekten sonra da tatlı olarak restoranlarda lor tatlısı veriliyordu. Bu da Kemal Paşa Tatlısının peynirle yapılan bir gömlek üstün hali, bence mükemmel bir tatlı. Lor, un, şeker ve yumurta ile yoğrulup elle yassı yuvarlaklar haline getiriliyor ve fırında kızartıldıktan sonra üstüne şerbet dökülerek yapılıyormuş.
Dönmeden önce ve dönerken yoldan alınacaklar: Sakızlı kurabiye, sakızlı kahve, zeytinyağı - zeytini ise geçerken Gemlik'ten alıverin-, Kaz Dağları'ndan geçerken kenarda dizilmiş köylülerin sattığı her şey :) Özellikle bal, domates ve tatlı sivri biber, organik organik diyoruz ya dışı turuncu içi kıpkırmızı domateslerden. Evet hala varlar.
E tabi oralara kadar gidip de Ayvalık tostu yemeden de olmaz diyerek burda bitiriyorum. Söylediğim tüm yemeklerin tariflerini Google da arayarak bulabileceğinizi tahmin etmişsinizdir heralde :) Afiyet olsun.
9 yorum yapılmış:
Bir post düşün ki sadece mideye hitap etsin ve "kilo vermem lazım" diye dünya zevklerinden var gücüyle uzak durmaya çalışan bir adamı eziyetlere gark etsin...
yazık bize ya...
ben sırf az yemem lazım diye takip ettiğim 10 kadar yemek blogunu takibimden çıkardım. bilirim yani, allah sabır versin.
sakızlı kahveyi nasıl bulurum?
ya pasiflora senle bi yemek yiyelim bugün iki foodie:)
canım passiflora,
ben damla sakızı ve tarçının girdiği her şeye bayılırım.
Leziz bir balık tarifim var benim, damla sakızlı:)
Yollayayım ister misin?
Müthiş şık, muazzam lezzetli.
Yapmak da zor değil:)
isterim tabii hepsine evet :) purepuresilk@yahoo.com efendim.
sakızlı kahveyi evde yap bence arama :) yüz gram kahveye yarım çay kaşığı ezilmiş denenebilir. tamamen sallıyorum ama sezgilerim güçlüdür :P
türk kahvesine öyle karıştırarak denesem olur mu yani?
harika fikir aslında:)
böyle gidersek maharet internet teyzelerine döneceğiz he:)
tarifi yollıcam mail adresin var zaten :)
öpücük
bakarsın ilk denemede az ya da çok sakızlı gelirse ona göre ayarlarsın 2. denemede :) deney kafası. afiyet olsun ehu
kikir
ben de burdayım: mormermaid@gmail.com
yazıcam sana defteri bulayım:)
Yorum Gönder