15 Ağustos 2008

Cunda


Şu anda size Cunda'dan sesleniyorum, kuvvetli rüzgar yıldız yönünden esiyor, hava sıcaklığı gölgede 34 derece. Sarımsaklı'dan kaçarcasına ayrılmamızın üstünden 2 gün geçti. Beş yıl önce de gelmiştim, hiç değişmemiş. Sahilde balık ve Rum mezeleri konusunda uzman restoranlar, lokmacılar ve Taş Kahve, arkasında arabaların zar zor geçtiği sokaklarda (ehliyet sınavı gibi mübarek) eski Rum evleri ve sonunda(!) restorasyona alınmış kilisesi.

Sarımsaklı'da akşam kurulan pazarda Çin malları şokuna uğradıktan sonra Cunda'da ifil ifil elbiseler olsun, deniz kabuklarından kolyeler bilezikler olsun Ege kasabasına geldiğimizi fark ettiren bir pazarla karşılaştık, tüm gün açık bir sabit pazar burası.


Denizse Cunda'nın güneyine bakan kesimde ısınmış, yani çarşı olan taraf. Çok girintili çıkıntılı bir ada olan Cunda (Alibey Adası) bir çok koya sahip ve gördüğümüze göre en az Sarımsaklı kadar soğuk suya sahip koyları da var. Ayrıca eğer Ayışığı Manastırı gibi değişik bir yerleri göstermeyecekse, tekne büyük 100-200 kişilikse ve soğuk suya dayanıksızsanız tekne turuna çıkmanızı önermem. Ufak bir tekneyle, nerelerde duracağınıza kendiniz karar verebileceğiniz, dolayısı ile daha ılıman ve kalabalık olmayan bir ortamda yüzebileceğiniz turları öneririm. Bunlar ancak 2-3 toplanıp kiralarsanız ekonomik olabilir. Bu ufak tekneler ya da isterseniz ufak yatlar Cunda'nın içinden günlü kiralanabiliyor, geceleri mehtap turları da yapılıyormuş.

Sarımsaklı ise çok harcanmış bir sahil kanımca. 10 km. boyunda 1 km. eninde plajın var, altın gibi kumun var, bir tane yosun yok sahilinde, sen git orayı kebap yenip Çin malları satılcak pazar yap, olcak iş değil. Akşamları yürüyüşe çıkan insanlar yorulunca kaldırımın kenarına oturuyor, bank bile yok bırak yürüyüş yolunu yani. Halbuki orayı bana verseler o yaklaşık 1 km. enindeki plajına bir 10 metresine palmiyeler dikerim, iki tarafı palmiyeli yeri mermer döşeli serin mi serin bir yürüyüş yolu yaparım ki elfler bile beğenir işçiliğini görse, altına çim ekerim, plajın arkasına o iğrenç renklerde boyanmış binaların yerine bembeyaz en fazla 2 katlı binalar ve butik oteller yapıp, balık-meze yapan restoranlar ve güzel cafeler açarım. Ah be. St. Tropez olacak potansiyel varmış Sarımsaklı kumsalında da harcamışlar.


                                                                  Şeytan Sofrası'ndan

14 yorum:

Gozde Otman dedi ki...

nasilda canimi kabak cicegi dolmasi ve borulce cektirdin, bir bilsen:) bu arada ilk fotoya da bayildim..

Passiflora dedi ki...

ehu gelsene, daha burdayım salıya kadar filan :) bodrumda da vardır kii hem.

gorkem dedi ki...

ama ben daha bi ozledim oralari, uhuuhu :(

Passiflora dedi ki...

gelir özlem giderirsiniz umarım, ben teşvik etmiş olurum :)

Adsız dedi ki...

Biraz daha güneye inerseniz daha güzel yemekler yiyip, güzel kareler çekebilirsiniz. ÇEŞME, kuşadası,didim, bodrum, Köyceğiz gölü)
en güzeli ise Köyceğiz gölü.

Passiflora dedi ki...

du daha yazmadım ki yemeklerini :) ama yazarım ilerde oraları da belki saol.

mermaid dedi ki...

yiyecekleri merak edioruum.

sakız reçeli orda bulunuyor bildiğim kadarıyla, rastladın mı?

mermaid dedi ki...

pasifloraaa
sakız reçeli bulursan bana alır mısın noluur?

imza: oburiks

Passiflora dedi ki...

sakız reçeline rastlamadım ya hayret, rastlasaydım alırdım kesin ama. biraz daha evvel yazsaydın araştırırdım ama artık döndüm. bana bütün istanbul cunda'da gibi geldi, oralara giden başka birine sipariş artık :)

mermaid dedi ki...

ühüühüh:(
ya o tadın hastasıyııım!

Cryogenix dedi ki...

Gece gece ben de merak ettim şimdi.

Passiflora dedi ki...

sakız reçeli evde yapılmaz mı ki? biz hiç dışardan almıyoruz da hep evden. cimri oldum çıktım ben de :P

mermaid dedi ki...

evde nasıl olur ki o o reçelden çok macun gibi bir şey çok özel bi şey en son geçen sene yedim:)

Passiflora dedi ki...

:) olmaz o zaman evet, hiç evde macun yapılsın duymadım.