17 Şubat 2008

istanbul'da kar?

kar yağmış ve burnumu bile dışarı çıkarmak istemezken evde çamaşır yıkanınca, o çamaşırlar kaloriferlerin üstünde kurutulma çabasına girilince ve tüm camlar kapalı olunca yoğun buhar ve sıcaklık ile beraber evde tropik iklim hüküm sürmeye başladı ve ben daralıp kendimi sokağa attım. birkaç bir şey çektim (diğerlerini merak ederseniz fotografa tıklayınız) ve sonra tropik iklimi kutup iklimine tercih ettim. duvarlarda su damlacıkları oluşacak nerdeyse..

4 yorum:

Adsız dedi ki...

yaprak gazel olmuş duruyor dalda :) cocuklugumun gectigi cukurovayi hatirlatti bu portakallar bana. baharda sanirim nisan ayinda portakal ciceklerinin kokusu tum sokaklari doldururdu. kizlar cicekten kolyeler yaparlardi boyunlarina. ne ilgisi var? fotograf alabildigine dogadan, yapmaciksiz icten, tipki insanin cocukluk anilari gibi :)

Passiflora dedi ki...

teşekkür ederim :)makine iyi çekiyor eheh.

sarper dedi ki...

volda'daydım, çamaşırlarımı yıkadım bir akşam, normalde kurutucuda kurutuyordum ama saat 23:00'ü geçtikten sonra meğer gürültü çıkarmasın diye çamaşır makineleri ve kurutucular otomatik olarak kapanıyormuş... velhasıl-ı kelam, ben çamaşırları yıkadım ama ıslak ıslak kaldılar öyle... mecbur çıkardım odama, bir çamaşır askısı vardı kapı komşumun, onu aldım, odamda astım çamaşırları, sonra da uyudum...

sabah öyle bir nefessiz bir şekilde uyandım ki, michael douglas'ın the game filminde mezarda uyandığı sahneyi aratmadı uyanışım... içerideki nem oranı tarifsiz, camdaki su tanecikleri buğu noktasını çoktan geçmişler, damla damla bekliyorlar akmayı...

camı açtım, nefes aldım, ısıtıcıyı çalıştırdım... güne merhaba dedim, çamaşıları katladım sonra, kahvaltı ettim...

Passiflora dedi ki...

ben de yurttayken kurutma makinesine koymuyodum çünkü küçülüyordu çamaşırlar. odtü'nün kaloriferleri ölümüne yandığından ve 10 metrekare odada kaldığımdan da sauna gibi oluyordu.